23 Ekim 2015 Cuma

Bu bloga ilk yazmaya başladığımdan beri 4 buçuk sene geçmiş. Ne zaman birilerine kızsam içimdekilerden yazarak uzaklaşmaya çalışmışım; belki okurlar diye laf giydirmişim bolca :) ziyanı yok bence rahatlamışım. Şimdi ise 27 yaşımdayım, Hala ufak bir rüzgarda dağılmaya meyilli bünyem ama artık rüzgarın yönünü değiştirmeye çalışmadan üzerine koşmaya karar verdim. Kadın saçmalamaları diye bir gerçek var. Kadının doğasında olan detaycılık, ayrıntılarda boğulma ve kuşku. Bunları asgariye indirip basit yaşamaya karar verdim. Kendimin en sevdiğim hali neşeli olanı; insanlarla iyi ilişkiler kurup, onlara sevildiklerini değerli olduklarını hissettirdiğim, onlar için bir şeyler yapabildiğim an. Küçük şeyler... Artık ertelemenin vakti değil ama sırf bir şeyler yapmak için koşturmanın da anlamı yok. Yani yaşıyormuş gibi yapmadan, zevk alıyormuş gibi yapmadan sadece tadını çıkarmak gerek. İçinde bulunduğum zaman, bana verilen bu yaşam gerçekten kıymetli. İşte tamda bu yüzden, bu yağmurlu İstanbul akşamında kimseciklere bel bağlamadan kendi kendime yetip, ertelediğim şeyleri yapmaya başlıyorum. Bloga geri dönmek, evi temiz tutmak, sığmayan eşyalar için yeni bir dolap almak, işi olmayanları atmak, kitapları düzenlemek, yüksek lisansa başlamak, yüzmeye yazılmak, ingilizce çalışmak, okumadığım kitaplara bir göz atmak, sevdiklerime hal hatır sormak, yardımcı olmak, hergün şikayetle uyanmamak, güne ve insanlara merhaba demek, dua etmek, umut etmek ve daha bir çok şey var sanırım yapılacak şeyler listesinde en önemlisi de daha çok insan olmaya çalışmak...
Tek dileğimiz güzel olanın güzel kalması,Sevgilerle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder